Onaltılık nasil yazilir TDK ?

Defne

New member
Merhaba forum ahalisi 👋

Uzun süredir dilin teknik alanlarla nasıl iç içe geçtiğini takip eden biri olarak bugün gözüme takılan bir soruyla geldim: “Onaltılık nasıl yazılır, TDK ne diyor?” Basit gibi görünen bu soru, aslında dilin geleceği, teknolojinin etkisi ve toplumsal kullanım alışkanlıklarıyla birleşince epey ilginç bir tartışma alanı açıyor. Hem bugünkü durumu netleştirelim hem de önümüzdeki yıllarda bizi nelerin beklediğine birlikte bakalım.

TDK’ya Göre “Onaltılık” Yazımı

Türk Dil Kurumu’nun temel kuralı net: Sayı adları ayrı yazılır, yapım ekleri bitişik gelir. Bu nedenle doğru yazım “on altılık” şeklindedir.

- “On altı” → sayı adı, ayrı

- “-lık” → yapım eki, bitişik

Bu kural hem matematiksel anlamda kullanılan on altılık taban (hexadecimal) için hem de günlük dildeki diğer kullanımlar için geçerli. Bugün akademik metinlerde, ders kitaplarında ve resmî yayınlarda bu yazımı açıkça görüyoruz. TDK sözlükleri ve Yazım Kılavuzu bu konuda uzun süredir tutarlı.

Dijitalleşme ve Teknik Dillerin Türkçeye Etkisi

Mevcut verilere baktığımızda, yazım tartışmalarının büyük bölümünün dijital alanlardan çıktığını görüyoruz. Yazılım, kriptografi ve veri güvenliği gibi alanlarda “hex”, “16’lık”, “onaltılık” gibi farklı kullanımlar yan yana dolaşıyor. Stack Overflow, GitHub ve yerli yazılım forumlarında yapılan içerik analizleri, kullanıcıların pratiklik nedeniyle bitişik yazıma daha fazla yöneldiğini gösteriyor.

Stratejik düşünen birçok erkek kullanıcı, teknik iletişimde hız ve standartlaşmanın ön planda olacağını savunuyor. Onlara göre gelecekte:

- Teknik metinlerde Türkçeleştirme azalabilir,

- “Hexadecimal” gibi İngilizce terimler doğrudan kullanılabilir,

- TDK kuralları akademik alanla sınırlı kalabilir.

Bu öngörü, özellikle küresel yazılım ekosistemine entegre çalışan ekiplerde şimdiden gözlemleniyor.

Toplumsal Etki, Eğitim ve İnsan Odaklı Yaklaşımlar

Öte yandan kadın kullanıcıların ve dil-iletişim alanında çalışan uzmanların daha çok vurguladığı bir başka boyut var: anlaşılırlık ve kapsayıcılık. Eğitim araştırmaları, ana dilde doğru ve tutarlı terim kullanımının öğrenmeyi kolaylaştırdığını ortaya koyuyor. Bu bakış açısına göre:

- “On altılık” gibi doğru yazımlar korunmalı,

- Okullarda teknik terimlerin Türkçe karşılıkları daha sistemli öğretilmeli,

- Dil, sadece hız için değil, insanı merkeze alarak gelişmeli.

Bu yaklaşımın gelecekte özellikle yerel eğitim politikalarında ve dijital okuryazarlık projelerinde etkisini artırması bekleniyor. Çünkü dil, sadece teknik bir araç değil; toplumsal bağ kurmanın da anahtarı.

Geleceğe Dair Dilsel Öngörüler

Güvenilir dil çalışmaları ve sosyolinguistik araştırmalar, önümüzdeki 10–20 yılda çift katmanlı bir kullanım öngörüyor:

1. Resmî ve akademik Türkçe: TDK kuralları korunacak, “on altılık” gibi yazımlar yaşamaya devam edecek.

2. Gündelik ve teknik pratik: Kısa, melez ve çoğu zaman İngilizce ağırlıklı ifadeler yaygınlaşacak.

Bu ikilik yeni değil; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte de benzer süreçler yaşandı. Bugün fark yaratan şey, değişimin çok daha hızlı olması. Yapay zekâ destekli çeviri araçları, otomatik düzeltmeler ve arama motorları, hangi yazımın “doğru” kabul edildiğini fiilen belirleyebiliyor. Arama trendleri, yanlış yazımların bile zamanla görünürlük kazandığını gösteriyor.

Küresel ve Yerel Etkiler Nerede Kesişiyor?

Küresel ölçekte İngilizce baskınlığını artırırken, yerel ölçekte dil bilincine yönelik yeni bir hassasiyet de doğuyor. Türkiye’de son yıllarda artan Türkçe terminoloji çalışmaları ve açık ders materyalleri bu denge arayışının işareti. Kişisel deneyimimde, üniversite ve sektör iş birliklerinde hazırlanan dokümanlarda “on altılık (hexadecimal)” gibi çiftli kullanımların arttığını gözlemliyorum. Bu, hem küresel uyumu hem yerel anlaşılabilirliği aynı anda sağlamayı amaçlayan bilinçli bir tercih.

Tartışmayı Açalım

Sizce gelecekte teknik alanlarda Türkçe yazım kuralları ne kadar belirleyici olacak?

“On altılık” gibi doğru yazımlar günlük dijital pratikte tutunabilir mi, yoksa hız ve küresel etkileşim ağır mı basacak?

Eğitimden yazılıma uzanan bu çizgide, dili kim şekillendirmeli: kurumlar mı, kullanıcılar mı?

Merak ediyorum; kendi deneyimlerinizde bu kelimeyi nasıl yazıyor, hangi bağlamda tercih ediyorsunuz?